Kasımda Alaçatı bir başka…

image

image                                                  image

Bakmayın başlıkta yazana, Çocukluğumdan beri ailemle şimdilerde ise çekirdek ailemle güzel ülkemizin sahil beldelerini gezdim/geziyorum. Ama nedense hiç Çeşme’ye yolumuz düşmedi ta ki geçen haftaya kadar. Eşime bir yazımızı da Çeşme Alaçatı’da  geçirsek diye konuşurken geçtiğimiz hafta kendimizi Alaçatı’da buluverdik. Bu mini tatil kaçamağı süprizi beni ve Kıvan’ı pek memnun etti açıkçası. Alaçatı’yı hep magazin programlarından seyretmiş ve o kalabalıklığı bir türlü anlamdıramayan ben iyi ki de bir kasım ayında gelmişiz dedirtecek muhteşem havasıyla güzel bir 4 gün geçirdik.

Booking.com’dan butik otellere bakarken resimlerinden içimizi ısıtan Peroni’ye rastladık. Canlı renkleri, minik bahçesi ve sevimli köpeği ile bizi daha kalmadan kendine mest etmişti.

Peroni, Turizm Seyahat İşletmeciliği bölümü mezunu olan gencecik sahibesinin elinde gerçekten çok samimi, güven ve huzur içerisinde konaklayabileceğiniz 6 odalı butik bir otel. Hem de çocuk dostu. Çünkü duydum ki, Alaçatı’nın içinde bulunana bazı butik oteller müşterileri çocuk sesinden rahatsız olmasın diye çocuklu ailelere kapılarını açmıyormuş.

Haydi gelin beraber tanıyalım Peroni ‘yi ve genç sahibesini;

image

Ege Üniversitesi Turizm Seyahat İşletmeciliği mezunu olan Özlem, okulunu bitirdikten sonra sezon sonunda işten çıkarılma riskinin çok yüksek olması nedeniyle Çeşmede turizm işletmeciliğinin başkalarının yanında çalışarak yürümediğini fark ederek bir gün kendi işini yapana kadar turizm yapmayacağına karar vermiş. Babası inşaat mühendisi olan Özlem babasıyla çalışmaya başlayarak 4 yıl boyunca babasıyla birlikte müteahhitlik yapmış. Babasının bitirdiği inşaatların iç dekorasyonunu yapmış. Yine bir gün kendileri için inşaat yapacak yer ararken şuanda otelin bulunduğu yeri görmüşler. Bahsettiğine göre çok eski ve gerçekten yaşanılası bir yer olmayan damdan ve kümesten oluşan bu yeri restore edip satışa sunmayı amaçlarken elden çıkarmaya kıyamayarak kendileri işletmeye karar vermişler. Renk konsepti yaratarak Alaçatı’nın çivit mavisi ve beyaz renginin dışına çıkmak istemişler ve her odayı farklı renge boyayıp renkli bir konsept oluşturmuşlar. Bizi de zaten bu renk cümbüşü cezbetmişti. Odalar Çim, mürdüm, havuç, turkuaz, nar ve limon renklerinden oluşuyor. Otelin adı da bu renk cümbüşünden geliyor zaten. Peroni lazcada “renkli” demekmiş.

image   image

Odaların tüm dekorasyonuyla birebir kendi ilgilenmiş. Toplam 3 ayda harabeden mini bir cennete dönüştürmüşler oteli baba kız. Otoket programı eğitimi aldığı için otelin tüm planını 3 boyutlu çizmiş dolayısıyla hangi odanın yatağı, dolabı, aydınlatması nasıl olacak tüm planı kafasına yerleştirmiş bilinçli genç bir kadının elinden çıkmış bu yer.  İnşaat kökenli olmalarının avantajıyla da çok yoğun bir çalışma sürecinin ardından kısa sürede oteli sezona hazırlamışlar.

ala1 ala2 ala3 ala4 ala5 ala6 ala7

Benim Alaçatı ile ilgili en merak ettiğim şey bu kadar pahalı olmasına rağmen neden çok fazla rağbet görmesiydi. Yazımın başında bahsettim neredeyse ülkemizin tüm sahil şeridinde konaklamış biri olarak kendimi hiç Çeşme/Alaçatı’da bulmadım. Plajlarda nefes alacak yer olmaması Alaçatı sokaklarında kalabalıktan yürüyememek, gidenlerden duyduğum restorantlarda yer bulamamak. En ilgimi çeken nokta ise birkaç popüler restoranda daha şimdiden Temmuz ayında masaların dolmaya başlaması. Düşünsenize tatil yapmaya geliyorsunuz restorana gidip yemek yiyeceksiniz ve size kapıda yer olmadığını en yakın rezervasyon tarihini 3 ay sonraya verebileceklerini duyuyorsunuz. Bir daha gelir misiniz? Ya da gelmeden en az 8-9 ay önceden beach ve restorant rezervasyonlarınızı yaptırmanız gerekiyor. Tabi bu bahsettiğim yerler Alaçatı’ya gelip de uğramadan gidilemeyesi yerler ama kıştan rezervasyonunuz yoksa zaten uğrayamıyorsunuz :). Bunun en önemli nedenlerinden biri maalesef gösteriş. Falanca gitmiş bende gitmeliyim mantelitesi. Ünlülerin uğrak yeri oluşu ve ciddi reklam yapılışı. Ben iyiki ilk kasım ayında gelmişim diyorum. Çünkü doya doya, rahat rahat sokaklarda dolaşıp o restoranlarda yemek yemiş biri olarak Alaçatı’nın bu halini çok sevdim. Sezonda gelir miyim bilmiyorum? Ama doğruyu söylemem gerekiyorsa o kalabalıklığı canlı görmeyi çok istediğim için sezonda da gelme planlarım var. Ben neden bu kadar kalabalık dedim; Sibel, insanların köylerini özlemeleri ya da gidecek bir köyü olmadığı için burayı tercih ettiğini söylüyor.

Alaçatı yaz dönemi haricinde yılbaşı, sevgililer günü ve nisan ayında yapılan ot festivali tarihlerinde de dolup taşıyormuş. Biz oradayken yeni yıl kutlamaları için rezarvasyon alıyorlardı. Alaçatı’nın yeni yılda sokak partileri çok eğlenceli geçiyormuş. Belediye meydana ve Hacımemiş tarafına sahneler kuruyor gelen misafirleri için unutulmaz yeni yıl partileri düzenliyormuş. Alaçatı Turizm Derneği ve Alaçatı Belediyesi kışında bu sevimli tatil beldesini renklendirmek adına çalışmalarına devam ediyormuş. Sezonda Alaçatı sokaklarına araç girmediği için belediye ayrıca gelen misafirlerinin araçlarını park etmeleri için ücretsiz otopark temin ediyor.

Benim yorumumla Alaçatı ise, bembeyaz yapısı, dar yollarını kaplayan arnavut kaldırımları, güler yüzlü köy halkı, mis gibi havasıyla gerçekten güzel bir yer. Sezon yoğunluğunda Alaçatı’yı görmeyen biri olarak Alaçatı müdavimlerine birde Alaçatı’yı sezon dışında görmelerini öneririm. Zaten Özlem’de havalar bu kadar güzel giderken, ulaşımı bu kadar kolayken neden sezon bitince insanların bir anda yok olduğunu anlayamadığını söyledi. Gerçekten de Kaldığımız 4 gün boyunca Kıvan hep sokaktaydı. Havası onu sıcak tutacak kadar ılımandı. Tabi köy halkı montlarıyla dolaşıyorlardı ama biz daha soğuk bir yerden geldiğimiz için onların soğuğu bize sıcak gelmişti. Hemen hemen birçok yer kapalıydı ve sokaklar Alaçatı’ya yakışmayacak kadar boştu.

image   image

ala8 Size bir de Dore’den bahsetmek istiyorum. Dore, Peroni’nin açılışının ertesi günü gelmiş. Ne yazık ki sokağa atılmış cins bir köpek. Özlem hemen kapılarını açmış. Peroni’ye uysun diye adını da Dore koymuş. Çok sevimli ve evcimen bir köpek. Bize özellikle de Kıvan’a çok güzel bir ev sahipliği yaptı. Alaçatı sokaklarında çok fazla sahipleri tarafından terk edilmiş köpek görebilirsiniz. Ne yazık ki bir heves uğruna alınan bu can yoldaşları yazın bitimiyle sokağa bırakılıyor. Ama o kadar güzel yürekli bir insanı var ki Alaçatı’nın onlara çok iyi davranıyorlar. Lütfen ama lütfen bakamayacağınızı düşündüğünüz hayvanları alıp onları sokağa atmayın çoğu Dore kadar şanlı olmayabilir.

 

 

Paylaşmak Güzeldir Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestShare on Tumblr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir